• http://facebook.com/hsnrtky
  • https://twitter.com/hsnrtky
Üyelik Girişi
GENEL SAYFALAR
Site Haritası
CORONA, DÜNYA GENELİNE YAYILMIŞ BİR DARBE PLANIDIR...

(Yazı uzun diye okumayanlara okuyun diye ısrar etmiyorum.)
Corona virüs, dünya geneline yayılması planlanan bir darbedir. Gün geçtikçe netleşen bilgiler 2003 yılında geliştirilmiş ve patenti alınmış bir virüs olduğu netleşiyor. Antivirüsü de da 2003 yılında patentlenmiş bir salgın.

Siyonizmin bas bas bağırdığı ama kimsenin üstüne alınmadığı bir projenin ilk adımı gerçekleşmiş durumda. İlluminati (Yeni Dünya Düzeni YDD) diye bir oluşumun içindeyiz. Plan asırlar öncesi Tevrattaın Hezekiel 28/23 bölümünde zikredilen “Ve onun içine veba ve sokaklarına kan göndereceğim ve çepeçevre onun üzerine gelen kılıçla içindeki yaralılar düşecekler ve bilecekler ki ben Rabbim.” sözlerinin gereği geçmişten bu güne Yahudiler insanların toplu yaşam alanlarına veba mikrobu bulaştırıp kitle ölümlerine sebep olmuştu. Bu günün CORONA VİRÜSÜ de bu Tevrat öğretisinin gereği olarak yerine getirilmektedir.

İnsanlığın İLLUMİNATİ projesini çok iyi takip etmesi gerekiyor. Eğer dünya milleti birleşirse Corona darbecilerini alaşağı edebilir. Yok eğer uyurlarsa İLLUMİNATİ kazanır.

Bir darbenin ölü doğduğu kanaatindeyim. Eğer bu virüs gelişmemiş ülkeler üzerinde oynansaydı kimse umursamayacaktı ve her gün sessizce ölenlerin sessizliğinde olacaktı. Ama öyle olmadı. Bu darbe kapitalizmi, sosyalizmi ve liberalizmi de vurdu. Bunun için dünya teyakkuza geçti.
Kılıçdaroğlu neden ülke menfaatine konuşmuyor da Virüsün sahipleri adına konuşuyor? Bu açıdan bakıldığında en büyük belgeyi Kılıçdaroğlu'nun tavırlarından alabilmekteyiz. . Eğer o karşı geliyorsa bu darbeye FETÖ darbesi gibi bir darbenin içinde olduğumuzu ispat etmektedir.
Şimdi İlluminati gerçeğine dönelim. Merhum Erbakan Hoca her seferinde bu tehlikelere dikkat çektiyse de her yönden susturulmaya çalışıldı. Ama şu an saklanması mümkün olmayan bir gerçeğin içindeyiz. Şapka düştü, kel göründü.

Birileri lütfen bu olayı Allah'a mal etmesin. Allah'ı katil olarak ilan etmesin. Virüsü yayanlara karşı dervişvari oturup suskun kalmasın. Yoksa Siyonizmin ekmeğine yağ sürmüş olur.
Bu aşamada insanlığın "SÜNNETULLAHI" da çok iyi okuması gerekiyor. Yoksa kadercilik anlayışına kurban giderek düşmanlarını sevindirir.

Her hareket, Allah'ın bilgisi ve kanunları çerçevesinde gerçekleşir. Önemli olan bu harekette insanlığın dümen başında bulunmasıdır. Yoksa Siyonizm, hem öldürür hem de Allah'ın takdiridir diye size boyun eğdirir.

Lütfen İLLUMİNATİ mantığını iyi çözelim. Dünya dönüyor ve büyük bir Darbe içindeyiz. Darbenin seyrini değiştirmek de bizim elimizde...

İLLUMİNATİ 1776 yılında Almanya’nın Münih kentinde, Adam Weishaupt isimli Kabbalacı bir hukuk profesörü ve Baron Von Knigge önderliğinde kurulan gizlilik esaslı plânlı bir örgüttür. Örgütün hedefi, başkenti Kudüs olan tek bir dünya devleti kurmaktır. Üyeleri, dünyanın en zengin kişilerinden, yatırımcılarından, şirket başkanlarından ve siyasilerden oluşmaktadır. İlluminati üyeleri, hedefledikleri dünya devletini kurmak için küresel plânlar üzerinde çalışmaktadırlar. Bu plânların en bariz kısmı, dünya dengesini değiştirmektir. Yeri gelir savaşla beslenirler, virüslerle hastalık üretip etnik temizlik diye katliamlar yaparlar, çeşitli krizlerle ülkelerin yok olmasına çalışırlar, terör olayları çıkarıp antiterör yasaları ile sömürmeye başlarlar ve akla gelen, gelmeyen, insanlığın zararına, kendilerinin yararına ne varsa her türlü kirli oyunda aktör olurlar.
Gizlilik, itaat ve kurallara bağlılık temel prensipleridir. İlluminati, ABD’ye öylesine yerleşmiş ki, örgütün simgeleri devletin birçok kademesinde göze çarpmaktadır. Örneğin doların üzerinde yazılı ”Annoit Koektist” sözü, zafere ulaşıldı anlamına gelir. Gizli Dünya Devleti (İlluminati) doları dünya parası ilan edip kendi piramidini de bu paranın üzerine yerleştirerek zafere ulaştığını dosta düşmana ilan etmektedir. Piramidin altındaysa ”Novus Ordu Seclorum” yazmaktadır ki ”Yeni Dünya Düzeni” demektir. Böylece ABD Doları, Yeni Dünya Düzeninin resmi para birimi olarak ilan edilmiştir.

Türkçedeki karşılığı “aydınlanmışlar” olan Bavyeralı İlluminati, batıl inanca, ön yargıya, dinin sosyal hayat üzerindeki etkisine, iktidarın kötüye kullanımına karşı ”Aydınlanma Çağı” döneminde 1 Mayıs 1776'da kurulmuş bir topluluktur. Zihin kontrolü sağlayarak hükümetleri ve kuruluşları ele geçirip “Yeni Dünya Düzenini” sağlamak amacıyla hareket ettiği iddia edilen, monarşileri yıkmayı, dini inançları yok etmeyi, ulus devletleri ve vatanseverliği sonlandırarak, sosyal düzeni altüst etmeyi plânladığı öne sürülen, ancak faaliyeti ve varlığı gizemliliğini korumuş bir yapılanmadır.
Topluluk, edebiyat dünyasından Johann Wolfgang Von Goethe, Johann Gottfried Herder ve Gotha ile Weimar düklerinin de ilgisini çekmiştir.

Pek çok teori, dünyadaki birçok siyasi, askeri ve ekonomik olayın sorumlusunu İlluminati olarak gösterir. Komplo teorisyenlerine göre birçok ABD Başkanı, bu örgüte doğrudan veya dolaylı olarak hizmet etmektedir. Ayrıca birçok tanınmış çocuk çizgi filmlerinde bilinçaltı mesajlarıyla beyin yıkama gerçekleştirildiği bilinmektedir.”

Myron Fagan'a göre; Waterloo Muharebesi, Fransız İhtilali ve John F. Kennedy suikastı bu örgütün işidir.

Günümüzde İlluminati ile ilişkilendirilen pek çok sembolün, Hollywood sinemasında ve Amerikan müzik sektöründe kullanıldığı görülmektedir. Acun Ilıcalı, Lady Gaga, Rihanna, Katy Perry, Jay Z, Beyonce, Hayley Williams, Kesha, Paris Hilton, Maroon 5, Shakira ve Kanye West gibi şarkıcılar kliplerinde ve giysilerinde İlluminati sembollerinden; şeytan, piramit, tek göz, üçgen ve güneşi kullanmışlardır.

Bu tür gizemli örgütlerin, amaçlarına doğru seyir halinde oldukları saklanamaz ölçülerde kendisini göstermektedir. Küresel ölçeklerle çalışan bu tür örgütler, her geçen zamanda yeni yeni teoriler ortaya atarak zihinsel bulanımlar oluşturmaktadırlar. Bunları tespit edip ilgili kurumları harekete geçirmek devletlerin görevleridir. Millet olarak da bilinçli toplum oluşturmak ve bu tür tehlikelere karşı teyakkuzda olmak her bireyin sorumluluğunda olması gerekir. Geçen zaman diliminde milletlerin millî duygularında gevşeme oluyorsa, suçu zamana yüklemek doğru olmasa gerek. Her yeni film, her popüler gelişme, sanat, oyun, sinema ve klip yeni bir akımı beraberinde getiriyor olabilir. Bütün bunların arkasında masonlar, siyonistler, Yahudiler ve satanistler vardır. Toplumu etkilemenin en etkin yolu idol olarak yüceltilen sözde sanatçılar ve medya aktörleridir.

AİLESİZ TOPLUM; TOPLUMSUZ AİLE VE ESKİ KÖYE YENİ ADET

Küresel terörizmin hedeflerinden biri, insan sayısını düşürerek kolaylıkla hükmedebilecekleri bir dünya kurmaktır. Bunun için de insanların yerini yapay zekâlı robotlara devretmeyi düşünmektedirler. Dünya, bir avuç kodaman, bunların işlerini çekip çevirecek köleleştirilmiş insan ve bunların emirlerini yerine getiren robotlara kalacak. Sanki dünyayı onlar yaratmış da böylesi bir düzenek hazırlıyorlar. Bunun mümkün olması Sünnetullaha aykırıdır. Tarih boyunca aynı oyunlar oynansa da hiçbir kavim bu konuda başarılı olamamıştır. İnsan, azgınlığa köle olduğundan olsa gerek, sürekli aynı arzuyu yerine getirmeye çalışmaktadır

Tabiat, insanla müsemmadır. İnsanın olmadığı dünya, kendi kendisini yok etmek zorunda kalır. Yine diğer varlıkların olmadığı bir dünyada insanın yaşaması da mümkün değildir. İnsanın devre dışı bırakılması bir proje olarak düşünülebilir. İnsan, koskoca şehirlerin kendisine kalmasını isteyebilir. Ama inkâr edilemez gerçekleri inkâr etmek de insanın kendisine zarar vermekten öteye geçemez.

İnsan sayısını düşürmek, Avustralya’daki develerin su tüketmesini tahammül etmemek gibi bir şey olsa gerek. Develer öldürülünce gökyüzü bunu kabul etmeyip hiddetle Avustralya’nın üzerine yağmıştı. Doğu Türkistan’da soy kırım yapan Çin de şöyle demişti: “Dünyada bizi durduracak hiçbir güç yoktur.” Belki dünyada karşılarına çıkabilecek bir güç yoktu ama görünmeyen mikroplarla bu işin hallolabileceğini hesaplamamışlardı. Çin’deki virüs, yine insanları katletme projesinden başka bir şey değildi.

İnsanı bitirme projesi canlılığını gün geçtikçe hızlandırmaktadır. İnsanın bitmesi için önce insanlığın bitmesi gerekmektedir. Bu sebeple insani değerlerin temizlenmesi gerekiyor. İnsanı insan eden değerlerden; din, ahlak, namus, inanç, merhamet ve kutsalite gibi realitelerin anlamlarını yitirmesi ve insanlığın içinin oyulması gerekmektedir. Bu değerlerden sıyrılan insanlar, insanlıkla beraber kendilerini de yok etmektedirler. Birileri dayatıyor ve insanlık da sürü psikolojisi ile koyun postuna bürünmüş kurdu takip etmekten haz alıyorsa kimi suçlamak gerekiyor?
Dünyayı küçültmek, insanları işsiz bırakmak, işsiz kalan insanların kendi kendilerini yemeleri veya insanlığı yok etmek için çıkacak savaşlarda birbirlerini yok etmek için paralı asker olmaları düşünülebilir.

Bu projelere göre; eğitim sistemini sanal ortama taşıyarak yüzbinlerce okulun kapısına kilit vurmak ve milyonlarca öğretmen maaşından kurtulmak.

Yapay zekâlı sistemlere insanların adli durumlarını yükleyerek otomasyon üzerinden mahkeme edilmeleri düşünülmektedir. Bu durumda bir kurumun daha kaleminin kırılması ve yüzbinlerce adliye çalışanının işine son verilmesi demektir.

TÜBİTAK'ın yapmakta olduğu bir projeye göre 100.000 dönümlük bir arazinin, gelişmiş kameralarla donatılmış insansız hava aracı vasıtasıyla kontrolü, ekilip, dikilmesi ve hatta hasadı ile ilgili bir çalışma yapılmakta. İngiltere, Amerika ve Çin zaten yapmış, TÜBİTAK da yerli yazılımı geliştirmek istiyor. Droneler, ekilmiş arazinin üzerinde gezerken çektiği resimleri Ankara’daki bir bilgisayara iletiyor. Bilgisayar, bir program vasıtasıyla resimleri değerlendirip bin kilometre ötedeki tesise mesajlar gönderiyor ve tesisteki makineler sulamaya, ilaçlamaya, çapalamaya ve hatta hasat yapmaya başlıyor. Yaklaşık 1000 kişi ile yapılması gereken işin 4 kişi ile yapılması planlanıyor.
Christophe X. Clivaz (Swiss Learning): “Oxford’da yapılan bir çalışmaya göre bugünün işlerinin yüzde 47’si 20 yıl içinde bilgisayarlar tarafından yapılacak. Sahip olduğumuz işlerin yüzde 85’i, 2030’a kadar ortadan kaybolacak” diyor.

Akıllı alışveriş sistemiyle market çalışanları da ortadan kalkacak. Bu sisteme göre birkaç robot, müşteri ve kredi kartı ile alışveriş tamamlanacak.

İnsansız bankalar, sürücüsüz araçlar, personelsiz gemiler, polis yerine robotlar, acıkmayan, uyumayan, yorulmayan ve aş ekmek istemeyen mekaniktronik askerler.

Zygmunt Bauman, ”Dünya ıskarta insan, tüketilmiş mal ve eşyanın çöpleri ile doldu. Modernite için, bir varlık olan insanın çöpe dönüşmesi ile eşyanın çöpe dönüşmesi aynıdır. Atık insanlar hız kesmeden çoğalıp muazzam miktarlara ulaşırken gezegendeki çöp alanları ve atığı geri dönüşüme sokacak araçlar giderek azalmakta. Bundan sonra gündemimiz, atık insanların ve insani atıkların tasfiyesidir” diyor.

İsmet Özel : “Türkler, konfor ve rahatının bozulmaması karşılığında her şeyini feda etmeye ikna edildi.” Ne yazık ki, bu sözün sadece Türk toplumu için değil, Modernleşme tuzağına çekilmiş tüm topluluklar için doğru olduğunu görüyoruz.

Üstelik büyük sermayelerin ulaşamadıkları, kontrolünü ele geçiremedikleri kaynak neredeyse kalmadı gibi. Yani sermayenin sadece fakirlere olan ihtiyaçlarının değil yerel iktidarlara olan ihtiyaçlarının da sonuna geldik.

Modern ulus devletler toplumlarının sadakatini tüm toplumu maaşa bağlayarak sağlamaya çalışırlar. Ya eğer devlet para basamazsa ne olur?

Elbette ki memurlar ve askerler sadakatlerini maaşlarını verene yönlendirirler. İşte “digital para” denen yeni maaş ödeme yöntemi ulus devletlerin elinden para basma/maaş verme yeteneğini almanın hazırlığı olarak düşünülebilir. Bazı büyük şirketler, devletleri aradan çıkararak digital para ile maaş ödemeye başladılar bile.

Rochefeller’in mantığına göre: ”sistemin işlemesi için 300-500 milyon insana ihtiyacımız var, gerisi fazlalık.”

Şehirlere yığılmış 8 milyarı bulan kalabalıkları eğer ürememeye ya da üremeyle sonuçlanmayacak ilişkilere razı edebilirsek bir kaç nesil içinde sorun çözülür. Biz de onlara büyük acılar çektirmek zorunda kalmayız. Yani sayıyı düşürmek için savaş ve toplu ölümler için kimyasallar kullanmayız, diyebiliyorlar.

Alain Touraine, Modernizmin Eleştirisi’nde: “Tarihin hiç bir döneminde insanlık bu kadar zengin ve bu kadar çok servetin yığıldığı bir dönem yaşamadı. Tarihin hiç bir döneminde fakirler, bu kadar çok ve uzun mesailerle bu kadar geç yaşlara kadar çalışmadı. Tarihin hiç bir döneminde fakirler bu kadar çok yerlerinden yurtlarından göç etmek zorunda kalıp yollarda ölmedi, katliamlara ve soykırımlara uğramadı. Tarihin hiç bir döneminde fakirler bu kadar çok takip edilmedi, kontrol edilmedi, zihinsel yönlendirmelere tabi kılınmadı ve tarihin hiç bir döneminde fakirlerin sermayeden aldığı pay bu kadar az olmadı. Ancak tarihin hiç bir döneminde fakirler bu kadar itaatkâr da olmadı” diyordu.

Zygmunt Baumann, bunun sebebini tanımlarken: “Fakirlere medyadan düzenli olarak “özgürlük, akılcılık ve bireysellik” diye üç zehir veriliyor. Bu zehirler, onların bir araya gelebilme yetilerini yok ediyor. Ortak bir lider ve ortak bir akıl etrafında toplanıp fedakârlıkta bulunamıyor ve bu nedenle de onlara dayatılanlara direnemiyorlar” diyor.

Bir araya gelemeyen ve zerreciklerine kadar bölünmüş toplumlar egemenler karşısında itaatten başka bir yol bulamıyorlar.

Dünya tarihi boyunca hiç bir küresel akım böylesine etki yapmamıştı.

Kendi ellerimizle ibadethanelerimizi ve işyerlerimizi kapattık. Bunları tekrar açmak da yine bize düşmektedir. Tabi cephemizi terke etmeden savaşmayı bilirsek.


Hasan Ortakaya (Yeni çıkacak kitabımdan bir bölüm)

 

  
160 kez okundu

Yorumlar

Korona     25/03/2020 11:10

Hocama teşekkür ederim. Fazlası var eksiği yok
Misafir -

Korona     25/03/2020 11:09

Hocama teşekkür ederim. Fazlası var eksiği yok
Misafir -

Korona     25/03/2020 11:09

Hocama teşekkür ederim. Fazlası var eksiği yok
Misafir -

Korona     25/03/2020 11:09

Hocama teşekkür ederim. Fazlası var eksiği yok
Misafir -

Korona     25/03/2020 11:08

Hocama teşekkür ederim. Fazlası var eksiği yok
Misafir -

Korona     25/03/2020 11:08

Hocama teşekkür ederim. Fazlası var eksiği yok
Misafir -

Korona     25/03/2020 11:07

Hocama teşekkür ederim. Fazlası var eksiği yok
Misafir -

Korona     25/03/2020 11:07

Hocama teşekkür ederim. Fazlası var eksiği yok
Misafir -

Korona     25/03/2020 11:06

Hocama teşekkür ederim. Fazlası var eksiği yok
Misafir -

Korona     25/03/2020 11:06

Hocama teşekkür ederim. Fazlası var eksiği yok
Misafir -

Korona     25/03/2020 11:05

Hocama teşekkür ederim. Fazlası var eksiği yok
Misafir -

Korona     25/03/2020 11:04

Hocama teşekkür ederim. Fazlası var eksiği yok
Misafir -

EVRENSEL HUTBELERİN 2. BASKISINI ALDINIZ MI?

EVRENSEL HUTBELERİN İKİNCİ BASKISINI ALMAK İSTEYENLER *  BEŞYÜZ36 673 56 66 NOLU TELEFONDAN veya SİPARİŞ VER FORMUNDAN İRTİBATA GEÇEBİLİRLER

FİYATI 15 LİRADIR

ADRES TESLİMİ KARGO İLE GÖNDERİLİR

10 ADET ÜZERİ ALANLARA ÖZEL İNDİRİM UYGULANIR

GÜNÜN HADİSİ

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam29
Toplam Ziyaret303092
VE ŞEYTAN AÇ KALDI
VE ŞEYTAN AÇ KALDI
OKUMAYA DEĞER
FİYATI 10 LİRADIR