• http://facebook.com/hsnrtky
  • https://plus.google.com/www.ortakaya.net/posts
  • https://twitter.com/hsnrtky
Üyelik Girişi
GENEL SAYFALAR
Site Haritası

PEYGAMBER RÜYASI

PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V.) İN BİR RÜYASI

Bugün sizlere peygamber efendimizin bir rüyasını anlatacağım. Melekler tarafından desteklenen bu rüya, aslında bizlere çok manalı mesajlar vermektedir.

 

Buhari'nin rivayetine göre sahabeden Semure bin Cündüb (r.a) şöyle anlatmıştır:

Resulullah (s.a.v.) bir sabah bize şöyle anlattı:

"Bu gece (rüyamda), bana her zaman gelen iki melek (Cebrail ile Mikail) geldi. Bunlar bana: Haydi yürü! dediler. Ben de kendileriyle (beraber) yürüdüm.

Derken, sırtüstü yatmış bir adamın yanına geldik. Bunun başucunda, (elinde) bir taş parçası (ile) bir başkası duruyor ve elindeki taşı, o, (sırtüstü) yatan adamın başına atıp başını yarıyordu. Taş da, şu tarafa doğru yuvarlanıyordu. O (taşı atan) adam da, taşın arkasından koşup (tekrar) alıyordu. (Henüz) O dönüp gelmeden (sırtüstü yatanın) başı eskisi gibi iyi oluyordu. O adam dönüp gelince birinci defada yaptığını tekrar yapıyordu. Ben bu meleklere:

—Subhanallah! nedir bu? dedim. Onlar: Hiç sorma, ileri yürü! dediler, ilerledik.

Derken, ensesi üzere (sırtüstü) yatmış bir adamın yanına vardık. Yanı başında elinde demirden çatal bir kanca (bulunan) birisi duruyordu. Bu kişi elindeki kancayı yatan adamın yüzünün bir tarafına sokuyor, avurdunu, burnunu ve gözünü kafasına kadar parçalıyordu. Sonra öteki tarafa geçiyor, orasını da (aynen) böyle parçalıyordu. Henüz bu bir tarafın işini bitirmeden, daha önce tahrip ettiği tarafı eski haline gelip iyileşiyordu. Sonra buraya dönüp birinci defada yaptığını yine yapıyordu. Ben:

Subhanallah! bunlar nedir? Dedim. Bana:

Hiç sorma, ileri yürü! dediler, ilerledik. Fırın gibi altı geniş, üstü dar bir deliğe eriştik. Bu deliğin altında ateş yanıyordu. Ateş, alevlenip yükseldikçe içindeki insanlar da yükseliyor, hatta (delikten) çıkmağa yaklaşıyorlardı. Ateşin alevi sakinleştikçe de aşağı düşüyorlardı. Burada çıplak erkekler ve çıplak kadınlar vardı. Ben bu iki meleğe:

       Bunlar kimlerdir? diye sordum. Melekler bana:

       Hiç sorma ileri yürü! dediler, yürüdük.

Derken (içi kan dolu) bir nehire vardık. Bir adam, nehrin ortasında (yüzer halde) dikiliyordu. Nehrin kenarında da önünde taşlar olan (başka) bir adam vardı. Nehirdeki adam, (sahile) yönelip çıkmak isteyince, sahildeki adam, onun ağzına bir taş atıp eski yerine kovuyordu. Çıkmak için sahile gelmeye her teşebbüs ettiğinde, nehrin kenarında bulunan, derhâl (onun) ağzına bir taş atıyordu. O da, gerisin geri dönüyordu. Ben, o iki meleğe:

Bu iki adamın hali nedir? dedim, onlar bana:

Hiç sorma ileri yürü! dediler, yürüdük. Derken çok çirkin bir adamın yanına gittik. Himayesinde bir ateş vardı. Onu durmadan yakıyor ve etrafında koşuyordu. Ben o iki meleğe:

Bu adamın hali nedir? Dedim, onlar bana:

Hiç sorma yürü!  dediler, yürüdük.

İçinde her çeşit çiçek bulunan; sık ve uzun bitkilerle kaplı bir bahçeye geldik. Bahçenin ortasında uzun (boylu) bir adam vardı. Semaya doğru uzanan boyunun uzunluğundan, başını göremiyordum. Bu adamın çevresinde de pek çok çocuk vardı ki o kadar çocuğu bir arada asla görmemiştim, ben:

Bu adam ve çocuklar kimlerdir? Diye sordum, onlar bana:

Hiç sorma ileri yürü! dediler, yürüdük.

Derken, büyük bir ağaca rastladık ki ondan daha büyük ve daha güzel bir ağaç görmemiştim.

Bana: Buraya tırman! (çık) dediler. Birlikte o ağaçta bulunan bir şehre doğru çıktık. O şehrin binaları altın ve gümüş tuğlalardan yapılmıştı. Şehrin kapısına vardık, kapının açılmasını istedik, kapı (görevliler tarafından) açıldı. Biz de içeri girdik. Bizi birtakım adamlar karşıladılar. Onların vücutlarının yarısı senin gördüğün şeylerin en güzeli gibiydi. Vücutlarının diğer yarısı da senin gördüğün şeylerin en çirkinine benziyordu. (Yanımdaki) o iki melek bu kimselere:

“Haydi! Gidip şu nehre giriniz.” dediler. Baktım, enine akmakta olan bir nehir. Suyu da görülmemiş beyazlıkta. Onlar gittiler bu nehre girdiler. Sonra bize dönüp geldiler ki; kendilerinden o çirkinlik gitmiş, en güzel bir hale gelmişler. O iki melek bana: “Şimdi sana anlatacağız” dediler.

Hani, yanına ilk vardığın (sırtüstü yatıp) başı taşla yarılan adam yok mu? O..................

Hani şu avurdu, burnu ve gözleri kafasına kadar parçalanan adam yok mu? O, bir kimsedir ki,...................

Hani, o tandır gibi bina içinde gördüğün çıplak erkek ve kadınlar var ya...............................................

Kitabın tamamından faydalanmak isterseniz

Sipariş vermek için TIKLAYIN

 

Hasan ORTAKAYA
Evrensel Hutbeler
www.ortakaya.net


[1]    Riyazü's Salihin: Muhyiddin-i Nevevi  s. 961... 968

<<<

 

 

 

 


Yorumlar - Yorum Yaz


EVRENSEL HUTBELERİN 2. BASKISINI ALDINIZ MI?

EVRENSEL HUTBELERİN İKİNCİ BASKISINI ALMAK İSTEYENLER *  BEŞYÜZ36 673 56 66 NOLU TELEFONDAN veya SİPARİŞ VER FORMUNDAN İRTİBATA GEÇEBİLİRLER

FİYATI 15 LİRADIR

ADRES TESLİMİ KARGO İLE GÖNDERİLİR

10 ADET ÜZERİ ALANLARA ÖZEL İNDİRİM UYGULANIR

GÜNÜN HADİSİ

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam48
Toplam Ziyaret261871
VE ŞEYTAN AÇ KALDI
VE ŞEYTAN AÇ KALDI
OKUMAYA DEĞER
FİYATI 10 LİRADIR