• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • http://facebook.com/hsnrtky
  • https://twitter.com/hsnrtky
Üyelik Girişi
Site Haritası

BELHUM ADALL

BELHUM ADALL

 

قاَلَ اللّٰهُ تَعَالَى ف۪ي كِتَابِهِ الْكَرِيمِ:

أَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطاٰنِ الرَّج۪يمِ، بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحي۪مِ

وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَثِيرًا مِنَ الْجِنِّ وَالْإِنْسِ لَهُمْ قُلُوبٌ لاَ يَفْقَهُونَ بِهَا وَلَهُمْ أَعْيُنٌ لاَ يُبْصِرُونَ بِهَا وَلَهُمْ آذَانٌ لاَ يَسْمَعُونَ بِهَا أُولئِكَ كَالأَنْعَامِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ أُولـئِكَ هُمُ الْغَافِلُونَ﴾[1] صَدَقَ اللّٰهُ الْعَظِيمُ.

وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ف۪ي حَدِيثٍ:

﴿لَماَ خَلَقَ اللّٰهُ الْخَلْقَ كَتَبَ ۪في كِتاَبِهِ: اَنَّ رَحْمَت۪ي تَغْلِبُ غَضَب۪ي﴾[2] صَدَقَ رَسُولُ اللّٰهِ ف۪يمَا قَالَ اَوْ كَمَا قَالَ.

Muhterem Müslümanlar!

Bize can veren, bize mülk veren, bize akıl ve duygu veren ve her şeyi elinde tutan Allah'û Teâlâ, Tin Suresinin 4. ve 5. ayetlerinde şöyle buyurur: "Gerçekten biz insanı en güzel bir biçimde yarattık. Sonra onu(n bazı fertlerini) aşağıların en aşağısına çevirdik." [3]

Bu ayetin ifadesinden anlıyoruz ki yüce Allah, insanı ruh ve beden bakımından en mükemmel bir surette yaratmıştır.

Bu yaratılıştan sonra insan hür iradesiyle; ya ilâhi çizgilere uyarak en güzel surete lâyık olarak kalacak veya aksi yönde hareket ederek, varlıkların en aşağı seviyesinde yerini alacaktır.

Kıymetli Mü'minler!

Bizleri Allah yaratmış ve en güzel suretlere bürümüştür. Korunalım ve sakınalım diye, hidayet yollarını açmış, cennetine ulaşalım diye de cennet kılavuzları göndermiştir.

Ancak ille de korunmam, ille de sakınmam, ille de cennet yollarını istemem diyenleri ise, ayrı bir kategoride sınıflandırmış ve A'raf Suresinin 179. ayetine muhatap kılarak şöyle buyurmuştur:

"Yemin olsun ki; biz, cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık. Onların kalpleri vardır, onlarla anlamazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha da şaşkındırlar. İşte onlar (asıl) gafillerin ta kendileridir." [4]

Değerli Cemaat!

"Ahsen-i takvim" (yani en güzel suret) üzere yaratılmış cinler ve insanlardan bazıları, dünyalık yaşantılarında yaptıkları kötü işlerle, "esfel-i safiline" (yani aşağıların aşağısına) düşmüşler ve ölçüsüz hareketlerinden dolayı, kendi elleriyle kendilerini cehenneme hazırlamışlardır.

Ezelden ebede kadar, her şeyi bilen yüce Allah, kimin ne zaman ne yapacağını ve kimin ne zaman ne olacağını bildiği için, henüz anne karnında iken bu kimselerin, cehennemlik olduklarını tayin ediyor. Allah (c.c.) biliyor ki; bunlar hür irade sahibi olduklarında, gerekli inancı yaşamayacaklar yine Allah biliyor ki; onlar "…Alçaklığa saplanıp kalacaklar ve heveslerine uyacaklardır…"[5]

Bu tür kimseler, akli ve ilâhi delillere uymayıp; sırf hissi hareket etmelerinden dolayı hayvanlara benzetilmişlerdir. Ancak şu var ki, hayvanlar hissi hareket etseler bile, yaratılış gayelerinin dışına çıkmazlar.

İşte bunlar, inanç fikir ve davranış bakımından yaratılış gayelerine uymadıklarından dolayı, hayvanlardan daha da aşağı konuma düşmektedirler.

Bunlar, vazifelerini yapmayan boş insanlardır. İşte bunlar, bu hareketleriyle ilâhi görevlerini yapan tüm mahlûkata, dağlara, taşlara, bitki ve hayvanlara ve hatta insanlık âlemine hakaret ederler.

Bunlar; Allah'ın her türlü nimetlerinden faydalandıkları halde Allah'ı bilmez ve yaratılış gayelerini düşünmezler. Oysa Allah (c.c.) kendisini bilsinler diye onlara akıl ve duyu organları vermiştir.

"Onların kalpleri vardır," duyguları, anlayışları, anlama ve yorumlama kabiliyetleri vardır, vicdanları vardır, hüzün ve sevinç hisleri vardır, ancak; kalplerini gerektiği gibi kullanmazlar. İlâhi kaidelere karşı duygusuz, anlayışsız ve sorumsuz kalırlar.

Onların "gözleri vardır," ancak o gözlerle her türlü kötülük kapılarını taradıkları halde, kâinattaki iyilik kapılarını ve ilâhi delilleri görmezler. Her şeyin Allah'ı tarif ettiğini algılamazlar. Zerreden küreye, her mahlûkatın Allah'ın eseri olduğunu anlamazlar. Bütün yaratılmışlar lisan-ı halleriyle Allah'ı tesbih ederken, onlar bu gerçeği görmezler.

"Onların kulakları da vardır," fakat "gözü namazda olmayanın kulağı ezanda olmaz" misali, o kulaklarla hak sözlere, doğrulara, hukuki kavramlara ve gerçekleri haykıran delillere karşı sağır gibi davranırlar.

Belki dinlerler ama algıdan uzak bir şekilde dinlerler. Sesleri alırlar, fakat duygusal olarak değer vermedikleri için sözleri anlamazlar.

Aslında bunlar duyarlar ama işlerine gelmeyen şeyleri duydukları için, duymamış olmayı daha çok tercih ederler. Bunlar şeytani çağrılara kulak kabartırken; Rahmani seslere karşı sağır gibi davranırlar.

Bunlar, Allah ve peygamberin yolunu tercih edenleri hazmedemez ve inananların mukaddes değerlerine saldırırlar.

İşte bu tür kimseler; Kur'an ifadesiyle 'ulaike kel en'ami belhum adall’dirler. Yani "hayvanlar gibidirler, hatta daha da şaşkındırlar. İşte onlar, (asıl) gafillerin ta kendileridir."

Kıymetli Kardeşlerim!

Kullarını dünyaya imtihan için gönderen Allah, kullarının isteklerini de yerine getirir.

Bu kullar, kişisel tercihlerine bağlı olarak hidayet yollarına gözlerini, gönüllerini sevk ederlerse, Allah onlara o yolu kolaylaştırır.

Kimler de, gaflet yollarına meylederse; onlara da, gaflet ve dalalet yollarını kolaylaştırır.

Allah'û Teâlâ, bizleri iman ve insanlık yolunda; kalbini, gözünü ve kulağını kapatan kullarından eylemesin. 'Belhum adall'lerin şerlerinden korusun. İnsanca yaşamayı ve kâinatın ortak diliyle kulluk etmeyi cümlemize nasip eylesin. Âmin.

 

أَلاَ إِنَّ أَحْسَنَ الْكَلاَمِ وَأَبْلَغَ النِّظاَمِ...

 

 

[1]           A'raf Suresi: 179

[2]           Sahih-i Buhari: 2182

[3]           Tin Suresi: 4 - 5

[4]           A'raf Suresi: 179

[5]           Kasas Suresi: 50


Yorumlar - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam38
Toplam Ziyaret332981
KİTAPLARI İNCELEME SAYFASINA GİDİN