• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • http://facebook.com/hsnrtky
  • https://twitter.com/hsnrtky
Üyelik Girişi
Site Haritası

KURBAN BAYRAMI

KURBAN BAYRAMI HUTBESİ

اَللّٰهُ أَكْبَرْ اللّٰهُ أَكْبَرْ لاَ إِلٰهَ إِلاَّ اللّٰهُ وَاللّٰهُ أَكْبَرْ اَللّٰهُ أَكْبَرْ وَلِلّٰهِ الْحَمْدُ. اَلْحَمْدُ ِلِلّٰهِ كَثيِراً وَسُبْحاَنَ اللّٰهِ بُكْرَةً وَأَصِيلاً وَاللّٰهُ أَكْبَرُ كَثيِراً. مَا نَحَرَتِ النَّحاَئِرُ وَطاَفَ بِاْلبَيْتِ… زاَئِرُ. أُولئِكَ يُؤْتَوْنَ أَجْرَهُمْ مَرَّتَيْنِ بِماَ صَبَرُوا...

وَكَبرِّوُا اللّٰهَ تَكْبيِراً. *[1]

سُبْحاَنَ الَّذ۪ي جَعَلَ هٰذاَ اْليَوْمَ عِيداً سُعاَداً .

وَكَبرِّوُا اللّٰهَ تَكْبيِراً. *

قاَلَ ياَ أَبَتِ افْعَلْ ماَ تُؤْمَرُ سَتَجِدُن۪ي إِنْ شاَءَ اللّٰهُ مِنَ الصَّابِرِينَ .

وَكَبرِّوُا اللّٰهَ تَكْبيِراً. *

قاَلَ اللّٰهُ تَعَالَى ف۪ي كِتَابِهِ الْكَرِيمِ:

أَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطاٰنِ الرَّج۪يمِ... بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحي۪مِ

﴿فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ﴾[2] صَدَقَ اللّٰهُ الْعَظِيمُ.

وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:

﴿...مَنْ كاَنَ لَهُ سَعَةٌ وَلَمْ يُضَحِّ فَلاَ يَقْرَبَنَّ مُصَلَّانَا﴾[3] صَدَقَ رَسُولُ اللّٰهِ ف۪يمَا قَالَ اَوْ كَمَا قَالَ.

 

Muhterem Müslümanlar!

Yaratılan tüm mahlûkatın zerrelerinin sayısınca, Allah'a hamd olsun ve yine tüm yaratılmışların zerrelerinin sayısınca, Resulümüz (a.s.)'a salât ve selâm olsun ki, böyle mübarek bir Kurban Bayramına hep beraber kavuştuk ve böylelikle kutlu ve mutlu bir bayramın ilk havasını, Mü'min kardeşler olarak birlikte teneffüs ediyoruz.

Kurban, kelime olarak; kendisiyle Allah'a yaklaşılan manasına gelmektedir. Günümüzün anlayışıyla bir hayat sigortasıdır. Asi olan nefislerimizin, günahkâr bedenlerimizin, şımarık düşüncelerimizin kesilecek bir hayvan karşılığında, temizlenmiş vaziyette yine bize bağışlanmasıdır.

Kurban; "inni karibûn" (muhakkak ben yakınım)[4] buyuran Cenab-ı Hakk’a yakınlaşabilmenin bir yoludur. Onun için küçük kurbanları vererek, büyük kurbanlar verebileceğimizi göstermeliyiz.

Kurbanı olduğumuz Rabbimiz canımızı bağışlıyor ve yerine takvamızı gösterebileceğimiz bir hayvanı kesmemizi istiyor. Bu isteğini Kevser Suresinde: "O halde, Rabbin için (Kurban Bayramı) namaz (ını) kıl ve kurban kes!"[5] Buyurarak imkânı olanların kurban kesmesini emrediyor. İmkânı olmayanlardan bu sorumluluğu kaldırıyor. İmkânı olup da kesmeyenlere ise, peygamberimiz (s.a.v.) şu dargın ifadeleri kullanıyor:

"Kim ki kurban kesmeye gücü yeter de kurban kesmezse, o kimse namazgâhımıza sakın yaklaşmasın!"[6]

Kıymetli Mü'minler!

Bayramlar; sevinç, neşe ve mutluluk günleridir. Bugün dünyanın dört bir tarafında Müslümanların zor şartlarda olduğunu hepimiz biliyoruz. Birçok İslâm beldemiz baskı altındayken, bayram sevincimiz kursağımızda düğümleniyor. Çünkü dünyanın birçok bölgesinde henüz Kurban Bayramı gelmeden nice mücahit ve erlerimizi, nice masum kadın ve çocuklarımızı kurban veriyoruz. Bu kardeşlerimize hiç olmazsa fiili ve sözlü dualarımızla destek verelim ki yüce Rabbimiz, Müslümanlara yardım ve zafer nasip eylesin. Böylelikle bayram sevincimizi İslâm'ın zaferiyle yaşayalım.

Kıymetli Müslümanlar!

Bayram verilen emeğin karşılığı, çekilen sıkıntıların mükâfatı, gerçek bayramların müjdecisi olarak bahşedilen mübarek günlerdir.

Bayram denildiğinde farklı yorumlar akla gelmektedir. Kimilerine göre sevinç ve muhabbet günleri, kimilerine göre kafa dinleyeceği tatil dilimi, kimilerine göre daha çok kâr edeceği ticari fırsat, kimilerine göre festival, kimilerine göre sıradan bir gün demektir. Kursağında bir şeyler düğümleniyorsa eğer; kimilerine göre de hiç gelmese daha iyi… Bir yerlerde insanlar yine boynu bükük bırakılıyorsa, dert ve sıkıntılarına el atılmıyorsa, birileri gülerken birilerinin ağlama sesini bastırıyorsa orada bayramdan bahsedemeyiz.

Bayram paylaşmanın geliştirdiği ortamla herkesin ortak heyecan taşımasını sağlamaktır. Yoksa İnsanlardan kaçarak tek başına kutlanan bayramdan bayram olmaz.

Bayram; ortak olmaktır. Çevrenizde kimse kalmamışsa veya siz onlardan uzaklaşmışsanız kiminle ne ortaklık yapacaksınız? Kiminle hangi bayramı kutlayacaksınız?

Bayram; kurban edilecek değerleri ve sevgiyi paylaşmaktır. Ortak hareket etmektir.  İbrahimi şuur kazanmaktır.

Bayram; et ve piknik bayramı değil. Mazlumun ve garibanın kapısına bir tabak mutluluk bırakmaktır.

Kurban kesene et gönderip, sonra ondan gelecek eti beklemek değil kurban…

Gelemeyene gitmek, utanıp isteyemeyenin gizli yardımcıları olmaktır kurban…

Kurban; Allah’a yakınlaşmakla beraber Allah’ın kullarına da yakınlaşmak, onları görüp kollamak, onlarla beraber olmaktır.

 

Kurban, biz Müslümanların bayramıdır. Günümüzde inancımıza düşman olanlar, bayramların dahi adını değiştirip; "Şeker Bayramı" ve "Et Bayramı" adıyla bayramlarımızın kanına girmektedirler. Bize ne oluyor ki bayramlarımızın adını onlara kurban ediyoruz. Ramazanı Ramazan Bayramı, Kurbanı da Kurban Bayramı olarak yaşarsak kimse bayramlarımızın kanına giremez.

Kestiğimiz kurbanların derilerine sahip çıkalım. Onları baskı ve kandırmaca yolları ile elimizden almaya kalkışanlara karşı uyanık olalım. Kurban derileri de kurbanın bir parçasıdır. Bu derileri özellikle çevremizdeki fakir kimselere hediye etmeli veya cami medrese ve benzeri vakıf hizmetlerine sadaka olarak vermeliyiz.

Muhterem Cemaat!

Riyasız ve şirksiz bir hayata hepimizin ihtiyacı vardır. Bu sebeple kurbanlıklarımızı yalnız Allah için kesip, karşılığını da yalnız Allah'tan bekleyelim. Zira yüce Mevlâ'mız, kurban kesimindeki gayeyi ve bayram süresince teşrik tekbirleri getirmemizi, ayetlerinde şöyle ifade eder:

"Elbette kurbanlıkların ne etleri, ne de kanları Allah'a erecek değildir. Lâkin O'na sizin takvanız erecektir. İşte O, kurbanlıkları böylece sizin emrinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı, tekbir ile yüceltesiniz. Güzel iş yapanları müjdele." [7]

Bu arada bayramların bir özelliği de; kırık kalplileri, solgun yüzlüleri, eğik başlıları, mahzun bakışlıları sevindirmektir. Elimizden geldiğince ihtiyaç sahibi ve yardım eli uzatılmasını bekleyen kardeşlerimizi bayrama hazırlayalım.

Yediklerimizden yedirmek ve giydiklerimizden giydirmekle bu tür dostlarımızın dualarını alalım.

Büyüklerimizin gönüllerini kazanıp, küçüklerimizi sevindirelim.

Bayramlık görevlerimizi; dinimize, geleneklerimize ve insanlığımıza yakışır bir şekilde yerine getirelim.

Küskün kimseleri tespit edip barıştırma yollarını arayalım.

Bilelim ki bayram acı ve kederlerin unutulduğu, sevinçlere doğru adımların atıldığı mübarek günlerdir.

Bayramı bayram havasına sokmak için iyi ve doğru adına ne biliyorsanız onu yapmanız bayramınızı bayram edecek, mübarek olan bayramınız bir daha mübarek olacaktır inşaalah.

Kıymetli Cemaat!

Allah (c.c.) Hazretleri, inancımızı yaşama bayramlarını tüm dünya Müslümanlarına nasip eylesin. Maddi ve manevi değerlerimizle, ibadetlerimizle, sevgi ve saygılarımızla ve İslâm'a sahip çıkmakla, bütün bir ömrümüzü bayram sevinciyle geçirsin.

ÖMRÜMÜZ KURBAN OLSUN; AHİRETİMİZ BAYRAM OLSUN.

Bu vesileyle, bayramınızı tebrik eder, âlemlerin Rabbinden daha nice nice hayırlı bayramlar göstermesini temenni ve niyaz ederim.

أَلاَ إِنَّ أَحْسَنَ الْكَلاَمِ وَأَبْلَغَ النِّظاَمِ. كَلاَمُ اللّٰهِ الْمَلِكِ الْعَزِيزِ الْعَلاَّمِ. كَماَ قَالَ اللّٰهُ تَباَرَكَ وَتَعاَلٰى فِى الْكَلاَمِ: ﴿وَإِذاَ قُرِئَ الْقُرْاٰنُ فَاسْتَمِعُوا لَهُ وَأَنْصِتُوا لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ﴾ أَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطاٰنِ الرَّج۪يمِ ... بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحي۪مِ ...﴿إِنَّ الدّ۪ينَ عِنْدَ اللّٰهِ اْلإِسْلاَمُ﴾... صَدَقَ اللّٰهُ الْعَظِيمُ .

Bundan sonra hatip bulunduğu yere oturur. Bu oturuşta ellerini açarak sessizce şu duayı okur:

باَرَكَ اللّٰهُ لَناَ وَلَكُمْ وَلِساَئِرِ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْمُسْلِم۪ينَ وَالْمُسْلِمَاتِ الْأَحْيَآءِ مِنْهُمْ وَاْلأَمْوَاتِ بِرَحْمَتِكَ يَآ أَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ.

 

Bundan sonra tekrar ayağa kalkarak ikinci hutbeye başlar. İkinci hutbe metin olarak şöyledir:

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ حَمْداً كاَمِلاً وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلىٰ رَسُولِناَ َمُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِهِ وَأَصْحاَبِهِ أَجْمَعيِنَ. تَعْظِيمًا لِنَبِيِّهِ وَتَكْرِيمًا لِفَخاَمَةِ شَأْنِ صَف۪يِّهِ فَقاَلَ عَزَّ وَجَلَّ مِنْ قاَئِلٍ مُخْبِراً وَاٰمِراً: ﴿إِنَّ اللّٰهَ وَمَلاَ ئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلٰى النَّبِيِّ يَآ أَيُّهاَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيماً﴾. اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ مُحَمَّدٍ. كَماَ صَلَّيْتَ عَلٰى إِبْراَهِيمَ وَعَلٰى اٰلِ إِبْراَهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ. اَللّٰهُمَّ بَارِكْ عَلٰى مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ مُحَمَّدٍ. كَماَ باَرَكْتَ عَلٰى إِبْراَهِيمَ وَعَلٰى اٰلِ إِبْراَهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ.

Bundan sonra hatip, mihrap istikametine dönerek ellerin, açıp genellikle şu duayı okur:

***اَللّٰهُمَّ فَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى عَبْدِكَ وَرَسُولِكَ مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِهِ وَأَصْحاَبِهِ أَجْمَعِينَ. وَارْضَ اللّٰهُمَّ عَنْ ساَداَتِناَ أَب۪ي بَكْرٍ وَعُمَرَ وَعُثْماَنَ وَعَلِيٍّ ذَوِي الصِّدْقِ وَالْوَفاَءِ وَعَنِ اْلأَنْصَارِ وَاْلمُهَاجِر۪ينَ وَالتَّابِع۪ينَ إِلٰى يَوْمِ اْلَجَزَاءِ وَعَنْ كَافَّةِ اْلمُؤْمِنيِنَ وَاْلمُؤْمِنَاتِ وَاْلمُسْلِم۪ينَ وَاْلمُسْلِمَاتِ الْأَحْيَآءِ مِنْهُمْ وَاْلأَمْوَاتِ إِنَّكَ سَمِيعٌ بَصِيرٌ قَرِيبٌ مُجِيبُ الدَّعَواَتِ.***

Bölgelere göre bu alanda Türkçe dua yapılmaktadır. Dileyen hatiplerimiz bu alanda “ÂMİN” komutuyla cemaatin dua için avuçlarını açmasını sağlayarak kendisi de ellerini açıp bu ve benzeri dua okuyabilirler. Duanın uzunluğundan endişe ediliyorsa bir üst kısımdaki *** işaretler arasındaki Arapça kısım okunmaya bilinir.

“Allah’ım dinimizi ve dünyamızı mamur eyle.

İslâma ve Müslümanlara yardım eyle.

Biz Müslümanlara birlik ve beraberlik nasip eyle. Dünyada zulüm ve baskı altında bulunan kardeşlerimize sahip çıkma şuurumuzu artır Ya Rabbi...

Birlik ve beraberliğimize gölge düşürmek isteyen iç ve dış düşmanlarımıza fırsat verme Allah’ım.

Bu mübarek bayram saatinde yaptığımız ve yapacağımız dualarımızı kabul eyle.

Hastalarımıza şifa, borçlularımıza eda nasip eyle. Sıkıntıda olanlarımıza yardımını esirgeme Allah’ım.

Ahlakımızı güzelleştir.

Ölenlerimize rahmet, kalanlarımıza imanlı hayat bahşeyle.

Muhakkak ki sen işiten ve bilensin. Bizi kimseye karşı mahcup duruma düşürme Ya Rabbi... Dünyamızı ve ahiretimizi bayram sevincine çevir. Âmin velhamdulillahi rabbil âlemin…”

 

Dua bitince hatip tekrar hutbeyi irat ettiği yöne dönerek şu ayeti okuyarak hutbeyi bitirir:

أَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطاٰنِ الرَّج۪يمِ ... بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحي۪مِ ... وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي لَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَم يَكُنْ لَهُ شَرِيكٌ ف۪ي الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ وَلِيٌّ مِنَ الذُّلِّ وَكَبِّرْهُ تَكْبِيرًا .[8]-[9] 

 

[1]           * işaretli yerlerde cemaat tekbir getirecektir.

[2]           Kevser Suresi: 2

[3]           İbn-i Mace: C. 2 S.1044 – Camiu-s Sağir: 2/152

[4]           Bakara Suresi: 186

[5]           Kevser Suresi: 2

[6]           İbn-i Mace: C. 2 S. 1044 – Camiu-s Sağir: 2/152

[7]           Hac Suresi: 37

[8]           İsra Suresi: 111

[9]           Ayet bitiminde cemaat seslice tekbir getirecek ve hatip dua için yerini alacaktır.


Yorumlar - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam37
Toplam Ziyaret332980
KİTAPLARI İNCELEME SAYFASINA GİDİN